HATAYCA MEZE
30.12.2018

HATAYCA MEZE

Yeni Yıl geldi çattı.. Her yerde bir telaş almış başını gidiyor, mağazalarda, alışveriş merkezlerinde birçok insan sevdiklerine yeni yıl hediyeleri almak için koşuştururken, bir yandan da bir çok evde yeni yıl menüleri belirlenip, davet edilen konuklara özel menüler hazırlanıyor. Genelde yeni yılı sevdiklerimle bir arada evde kutlamayı gelenek haline getirmiş biri olarak, her yıl , acaba bu sene nasıl bir menü hazırlamalıyım diye haftalar önce düşünmeye başlarım, Ana yemekte portakallı tavuk mu?, yoksa fırında sebzeli hindi mi ? yanında kaç çeşit meze, yemek üstüne hafif bir meyveli tatlı mı ? yoksa bir yeni yıl pastası mı derken yeni yıl akşamı gelir çatar.

Nesli ile, bunları düşünüp hazırlar iken, bu sene menülerimize değişik ve bir o kadar lezzetli bir tarif daha eklemeye karar verdik. Bu da Hatay usulü ezme oldu.. İçeriğinde kuru domatesten tutun, ay çekirdeği içine, çeşitli baharatlar ve sarımsağa kadar neler var neler..

Lezzetine gelince, minik kanepe ekmekleri üzerine sürdükten sonra, tabiri caizse iştah arttırıcı olarak ara atıştırmalık şeklinde yılbaşı sofralarınızda yerini alabilecek iddalı bir aday olduğunu söyleyebiliriz..

Şimdiden hepinize sağlıklı mutlu ve barış dolu bir yıl diliyoruz.. Afiyet olsun.. ( Meriç)



KALUÇİNYA BÖREĞİ
29.11.2018

KALUÇİNYA BÖREĞİ

İsmiyle münhasır, Girit mutfağından olan bu tarif, bizim aile tarafından da, ve nesiller boyu tercih edilip zevkle tükettiği bir börek çeşididir. Aslen Paskalya çöreği olarak lanse eden Giritliler bu tarifi kendilerine özgü peynir çeşidiyle yaparlar ama bizlere uzanmasıyla, biraz da kültür kaynaşmasıyla olsa gerek kendimize uyarlayıp ve bizim aile mutfağına giren şekliyle sizlere sunuyoruz.

Bence ıspanak bu böreğin vazgeçilmezi olsa da yer yer peynirli Kaluçinya'da yapanlar mevcut.
Malum Girit mutfağı yenilebilir ot ağırlıklı ve her ne kadar hamur işi olsa da içine onu yumuşatacak illa ki bir ot çeşidi eklenen tariflerle doludur.
Yapımında ki zahmeti sizi korkutsa da bu lezzeti tattıktan sonra iyi ki denemişim diyeceğinize eminim. Afiyetle Ness ;)



DOMATESLİ FRITADA (MÜCVER)
22.11.2018

DOMATESLİ FRITADA (MÜCVER)

Geçenlerde İzmirde, ''Mutfakkonak İzmir Lezzetleri Festivali'' düzenlendi. Bir çok ünlü şeflerin de katılıp çeşitli workshoplar verdikleri festival, üç gün boyunca coşkulu bir şekilde devam etti. Biz de böylesine güzel bir etkinliği ve önemli şeflerin workshoplarını hiç kaçırırmıyız, tabi ki en ön sıralardan yerimizi aldık.

Festival boyunca Ege mutfağından değişik tarifler anlatıldı, workshoplar ile bunların bazıları uygulandı, tadım atölyelerinde farklı lezzetler deneme şansı yakaladık. Bize içlerinde en ilginç gelen ise ''Sübye'' idi. Kavun çekirdeklerinin güneşte kurutulup, şeker ile karıştırılıp dövülerek parçalanıp, kaynatılıp suyu süzülerek elde edilen çok fresh ve sağlıklı bu içecek sindirim sisteminin düzenlenmesine de oldukça yardımcı.

Bizim hoşumuza gitti kavun mevsimi tekrar geldiğinde sizin için bu tarifi deneyip, beğenilerinize sunmayı planlıyoruz. Gelelim bugünkü tarife, @MutfakKonak 'ın enfes tarifleri arasından sizin için bu pratik ve hafif bir tat olan, domatesli fritadayı seçtik. Biz beğendik, umarız siz de beğenirsiniz.. Afiyet olsun (Meriç)



PEYNİRLİ CADI SÜPÜRGELERİ
17.10.2018

PEYNİRLİ CADI SÜPÜRGELERİ

Bugün sizlere pratik ama farklı ve görseli eğlenceli bir atıştırmalık hazırladık. Ayrıca bu ay ki konseptimiz olan Halloween ( cadılar bayramı ) içinde uygun gördüğümüz bizim için cadı süpürgesi şeklinde kullandığımız bu sunumu seçtik.

Eğer siz de bizim gibi dünyayı takip eden ve Halloween çılgınlığına kapılanlardansanız tam size göre bir tarif.

Ya da tercihiniz sadece bu sevimli sunumu sevdiklerinize farklı bir lezzet olarak ikram etmek olabilir hadi başlayın o halde :) Ama en güzeli çocuklarınızla birlikte hazırlayıp eğlenceli ve keyifli bir etkinlik sonrası beraber zevkle yiyenlerden olmaktır bence.

Hadi bakalım kolay gelsin.. kolay gelsin diyorum çünkü maydanoz sapları bağlarken sizi epey uğraştıracak buna eminiz. İyi eğlenceler ve Afiyetler dilerim... Ness ;)



KREMALI TAVA BÖREĞİ
19.07.2018

KREMALI TAVA BÖREĞİ

Bu tarifimiz de her zaman fırına ihtiyaç yok diyenlere gelsin, sizlere çıtır çıtır aynı zaman da pofidik ve doyurucu bir lezzet sunuyoruz.
Malzemesinin bolluğu ve verdiği tat aklınızdan çıkmayacak, aynı zamanda pratik pişme süresiyle her bahanede kendinize ve sevdiklerinize paylaşmak için fırsat kollayacaksınız. Ha bu arada tarif hikayemiz böreğimizin pişimi kadar kısa olsun da, siz de biran evvel kolları sıvayıp tava başına geçin istedik. ( şaka şaka ikimiz de tatildeyiz.. hikaye de borcumuz olsun ;) Hadi bakalım buyurun o zaman tarifimize. Afiyetle Ness .



KOLAÇİTA BÖREĞİ
12.06.2018

KOLAÇİTA BÖREĞİ

İsmiyle münhasır bu tarifimiz tahmin ettiğiniz üzere Girit mutfağına özgü bir lezzettir. Bizim ailede sıkça yapılan bu tarifin tadına hiçbirimiz doyamadığımız için her yapıldığında tepsilerce olur kilolarca kabak ve peynirle boğuşulur.

Yapımındaki tek zahmette kabakları kesmektir ama aile bir araya geldiğinde bununda üstesinden gelinir ve bir çırpıda hazırlanırdı. Girit mutfağında kabağın yeri her zaman ayrıdır bu sebzenin her türlü yemeği, mezesi ve börek çeşitleri yapılır. Benim bu tarifle ilgili anım da; Çocukluğumda ismini söyleyemediğim için kabak pizza dememdi, o zamanlar " ben kabak pizza istiyorum " dediğimde ; " yine Kolaçita diyemedin öğren artık şunu evladım " derler, gülerlerdi.

Giritlilerin ağız tatları genelde sağlıklı bitkilere, sebzelere yatkındır bu tarifimizde bakmayın börek çeşidi olduğuna içinde zeytinyağ incecik bir hamur ve bolca kabak var yani gözünüz korkmasın rahatlıkla yiyebilirsiniz.
Sizlere sunmak için Meriç'e de Kolaçita yapalım dediğimde çok şaşırmış ve ne olduğuna anlam verememişti, hadi yine iyisiniz siz çok şaşırmayın kısa kesip tarifi hemen veriyorum bakın bakalım neymiş... Afiyetle Ness ;)



SALATALIKLI DANA BACON
09.05.2018

SALATALIKLI DANA BACON

Yabancı televizyon kanallarında yayınlanan yemek programlarını izlemek benim için her zaman bir tutku olmuştur. Değişik malzemeler kullanılarak yapılan farklı tarifler, bazen tatlıyla ekşiyi, tuzluyla tatlıyı bir arada kullanarak yaptıkları yemekler, salatalar hep ilgimi çekmiştir.

Eskiden e2 diye bir kanal varken, orada Martha Stewart ve Rachael Ray'in programlarını hiç kaçırmazdım. Her programda değişik tarifler yaparlar, ben de elimde kağıt, kalem pür dikkat onları izler,ufak notlar alır, hemen ertesi gün denemelere başlardım. Türk mutfağının çeşitliliği, lezzeti tartışılmaz illaki.. Fakat bu tarz tatları bir arada görmek pek mümkün olmasa da, artık günümüzde bazı restaurantlar'da bu tarz lezzetleri bir arada bulabilmek mümkün olmaya başladı. Pizzaların, hamburgerlerin, salataların ve çeşitli yemeklerin içerisinde avokado, ananas, çilek, böğürtlen gibi meyveler konularak tatlar güçlendirilmektedir. Geçenlerde bir burgerci'de Havaian Burger denedim. İçerisindeki ananas dilimleri hamburger'e değişik bir tat ve ekşilik katmıştı.
Hoşuma gitmedi değil... Farklı ve fresh bir tat bırakmıştı damağımda işte bu sebeple biraz cesur olup bazı tatları bir arada kullanarak yepyeni lezzetlere yelken açmalı insan.. biz de sizlere bugün görünümü olsun, tadı olsun farklı bir atıştırmalık ile geldik.. Salatalık yatağında islenmiş et (dana bacon),kuru domates, böğürtlen, beyaz peynirin eşsiz lezzeti ile sofralarınızda bir çeşitlilik yaratmak ve atıştırmalık hazırlamak isterseniz bu tarifi denemenizi tavsiye ederiz.. Afiyet olsun... (Meriç)



PATATESLİ SOĞANLI KEK
03.05.2018

PATATESLİ SOĞANLI KEK

En sevdiğim sebzelerdendir patates.. kızartmasını, haşlanmasını, pişmiş olanını daha sayamadığım bir çok çeşidini yemeye doyamamışımdır hiçbir zaman. Eşim de patatesi çok sevdiği için bizim evde sıkça çeşitlerine rastlamak mümkündür. Öğrencilik hayatımdan bu yana sakladığım, eskimi eski yapraklarının bir kısmı kopmuş, kapağı yıpranmış bir tarif defterim var. O zamandan bu zamana tarif saklamayı sevmişimdir. Arada açıp içinde yıllar önce aldığım notlara , tariflere bakmak hoşuma gidiyor. Ve yine böyle bir günde bu emektar defteri karıştırırken Mine'nin patateslisi diye bir tarife denk geldim. Tarifi hatırlar gibi oldum ama Mine kimdi..Hiç bir fikrim yoktu..

Daha fazla Minenin varlığını sorgulamadan tarifi denemeye karar verdim. Ertesi gün Nesli eksik malzemeleri marketten toparlamış olarak geldi. Biz de bu gizemli Mine'nin patateslisini denemeye karar verdik. Çok pratik bir tarifti bir çırpıda harcını hazırladık ve fırına verdik. Patateslimiz pişerken kapı çaldı. Gelen karşı apartmanda oturan Selindi. Selin İzmir Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesinde Yan flüt öğretim görevlisi, can'dan öte tatlımı tatlı bir arkadaşımızdır. Kapıdan içeri girer girmez kokular onu da cezbetmiş olsa gerek ki çok vakti olmamasına rağmen bir porsiyon patatesliden tatmak için kalmayı tercih etmişti. Sohbet mohbet muhabbet gülüşmeler alıp başını giderken, biz tabiki fırındaki patatesliyi unutmuştuk.. İçeriden gelen mis gibi kokular yerini yanık kokusuna bırakmaya başlamıştı. Ve tabi ki sonuç olarak patatesliyi yakmıştık... Hepimiz hayalkırıklığı içinde birbirimize bakakalmıştık.. Öyle ya da böyle yanık patateslimizden hatıra kalması için birkaç fotoğraf çektik. Ve yanık olmayan kısımlarından bir iki lokma atmayı başardık ağzımıza.

Tabi biz vazgeçermiyiz birkaç gün sonra tekrar tarifi biraz daha geliştirerek denemeye karar verdik. Sonuç muhteşem olmuştu. Fırınlanmış yumuşacık patateslere pişmiş soğanın kokusunun sinmiş olması ayrı bir güzellik katmıştı. Yine bu sefer başarılı olan patatesimizi taçlandırmak adına tekrar fotoğraflarını çektik.

Fakat talihsizlik bu ya en son özenle çektiğimiz resimleri, fotoğraf klasöründen eski resimlerle beraber silmişim.. Kaldımı bize yanık patateslinin resimleri.

Büyük bir inat ve azimle tarifi üçüncü kez yapıp tekrar resimledik. Bu sefer olmuştu.. Patateslimiz yanık değil ve resimler garanti altındaydı.Fakat tekbirşey değişmişti o da bundan sonra ismi artık Minenin patateslisi değil, talihsiz patatesli oldu.

Not : Uzun bir süre bu tarifi tekrar yapar mıyız bilmiyoruz ama bizce siz denemelisiniz pişman olmazsınız... Bu arada elimizde hatıra olarak kalan yanık patatesliyi görmek isteyenleri de mutfak arkası köşemize alalım :)) Afiyet olsun ( Meriç)



ZEYTİN EZMELİ YUFKA CİPSLERİ
18.04.2018

ZEYTİN EZMELİ YUFKA CİPSLERİ

Tarifimizin oluşmasının sebebinde yaza yaklaştığımız şu günlerde malumunuz herkesin kilolarından kurtulma derdinde olduğu ve sizlere bu konu da yardımcı olmak istememiz var.

Eminiz ki hepimiz atıştırmalık olarak birçok çeşidi bulunan cipslere bayılırız. Ama biz düşündük ki bunları neden kendimiz yapmayalım! üstelik daha sağlıklı ve hafif şekilde derken işte tam da o anda bu fikir geldi aklımıza. Zeytinin hafifliği, besleyiciliği ve doğallığıyla ona çok ta yakışan kekiği bütünleştirip kolayca hazırlayabileceğiniz bir lezzet. Üstelik günün her saati keyifle yiyip, aynı zamanda misafirlerinize de sunabileceğiniz bu cipsleri arzu ederseniz acılı ve salçalı şekilde de içini kendi zevkinize göre hazırlayıp farklı tatlarla zenginleştirebilirsiniz .

Sakın öyle yufkadan gözünüz korkmasın, nasıl hafif olur diye şüpheye düşmeyin incecik açılmış iyi bir hazır yufka ile, sonrasında fırında pişmesiyle gayet sağlıklı, çok da diyet bozmayan ayrıca yanında eşlik eden sosuyla atıştırmalık anlayışınızı değiştirebileceğimize eminiz.

*Dikkat etmeniz gereken bir nokta; Yufka'larınızı keserken hızlı davranıp, kesme işleminiz bitene kadar ve sonrasında kurumamalarını sağlayacak biçimde üstünü örtebilirsiniz. Afiyetle ( Ness )



KABAK USULÜ PATATES KIZARTMASI
05.09.2017

KABAK USULÜ PATATES KIZARTMASI

Kabak usulü deyince akla bildiğimiz sebze olan kabak geldi değil mi ? :) Fakat ben size bugün başka bir kabaktan bahsedeceğim, Fethiye'nin Faralya köyü yakınlarına bulunan eşsiz güzelliğe sahip koyu olan Kabak'dan...
İlk oraya 2015 yılının temmuz ayında gitmiştim. Bu mevsinde güney tarafların sıcaktan kavrulduğu, fakat kabak koyu'na indiğinizde denizin ve doğanın verdiği serinlik ile gece uyurken üzerinize battaniye örtme gereksinimi duyduğunuz bir yerdir Kabak. Şehirin kalabalıklığından, gürültüsünden, kirliliğinden kopup, doğayla iç içe olmak...
İşte biz de eşimle birlikte bu düşünceleri, birkaç eşya ile birlikte sırt çantamıza atıp düştük yollara. İlk olarak Fethiye'ye geldiğinizde Faralya köyüne gidiyorsunuz, araçları köye bırakıp dolmuşlarla koy'a iniyorsunuz. Tabi dolmuşla inerken ufak çaplı bir maceraya hazır olmalısınız. Bu da işin süprizi olsun :) Orada kabak koyu'nun önünde, Türkiye'nin birçok yerinden gelmiş insanların olduğu ve orada sanki kırk yıllık dostçasına sohbetlerin döndüğü şirin mi şirin bir kampa vardık. Tatilimizin birkaç gün sonrasında , kampta kalan insanların bir şelale'den bahsettiğine kulak kabarttık.. Sonuçta doğayla iç içe olunan bir tatildeyiz , yiyip içip yan gelip yatmak olmaz düşüncesiyle ve maceracı ruhumuzu da bu işin içine katarak ertesi gün birkaç kişiden oluşan bir grupla şelale yollarına düştük. Tabi bilmediğimiz birkaç şey varmış ki bunları keşfettiğimizde artık çok geçti.

Böyle bir yürüyüşe katılcaksan 1. Kural sabah erken yola çıkacaksın. 2. Kural mutlaka yanına su ve yiyecek birşeyler alacaksın.. :) Tabi biz bunların hiç birini yapmamıştık. Kendimize güveniyoruz ya ne kadar zor olabilir ki alt tarafı şelaleye gideceğiz.


Tam tamına toplam 6 saat süren, dağın eteklerinde , inişli çıkışlı, yeri geldiğinde tırmanışlı bir yolculuk sonunda şelaleye ulaşmanın fakat susuzluk ve açlığın dayanılmaz hafifliği içindeydik. Çok yorulmuştuk, inanılmaz sıcak bir hava vardı. Evet o gün Şelaleye ulaşmıştık fakat bir süre sonra tekrar o kadar yolu nasıl geri döneceğimizi düşünüyorduk. Gruptan yükselen sesler ; 'Jandarmayı arasak bizi gelip kurtarır mı ?' 'Şelaleden yukarı tekrar nasıl tırmanıcağız?' 'Helikopter gönderirler mi arasak ?' 'Ama burada ne telefon çekiyor, ne de internet' şeklindeki konuşmalar arasında havlularımızı koyduğumuz çantanın içinde önceki günlerden kalan hiç açılmamış bir paket çubuk kraker bulduk. İnanamamıştık, o an altın bulsak bu kadar mutlu olamazdık herhalde :) Krakerleri grup arkadaşlarımızla paylaşarak bir çırpıda bitirdik. Zaman geçiyor, gidilecek uzun bir geri dönüş yolu var, herkes yorgun.. Hiçbirimizde ne enerji vardı ne de bişi..

Bizi motive edecek birşeyler lazımdı sanırım o motivasyonu ancak yemek yeme hayali karşılayabilirdi. Dönüş yolunda, kampa varınca neler yiyeceğimizi konuşarak hayaller kurarak yolu tuttuk. Gruptan bir arkadaş, kampta çalışan Murat'ın yaptığı süper patates kızartmasından bahsetmeye başladı.

Evet hayallerimiz artık o patates kızartmasıydı. Akşama doğru kan ter içinde nihayet kampa varmıştık. Hemen Murat'tan bize o meşhur patates kızartmasını hazırlamasını rica ettik. O an kendimi cennette hissettim desem abartmış olmam. O nasıl bir patatesti öyle... İncecik uzun uzun doğranmış, içinde birçok baharatın olduğu , sarımsak ve maydonoz'ların minik minik kıyılmış sıcacık çıtır çıtır patates... Sanırım yorucu fakat bir o kadar eğlenceli şelale yolculuğumuzdan sonra bu bizim için tatlı bir anı oldu. İzmir'e döndüğümüzde Nesli ile aynı tarifi denedik. Sonuç yine başarılıydı..
Nezaman o patatesi yesem bana Kabak koyunu ve Şelaleyi hatırlatır.



Patates kızartmasının resimleri yanı sıra size o cennet köşelerinin de resimlerini göstermek istiyorum.. Meriç



KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI
05.07.2017

KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI

Bir giritli torunu olmama rağmen kabak çiçeği dolması ile yaklaşık 2 sene kadar önce tanıştım. Bizim evde genelde radika, cibez, arap saçı ( ki asla ağzıma koymadığım bir tatdır kendisi), turp otu gibi bitkilerin yemekleri ve salataları yapılırdı. Kabak çiçeğinin sadece bir değimden ibaret olduğunu düşünerek, kendisine, pazar tezgahlarında şöyle bir göz ucuyla bakıp geçmişliğim çoktur. Ta ki bir gün ablam elinde bir tencere dolusu kabak çiçeği dolması ile gelene kadar. Çiçekleri özenle yıkayıp temizlemiş, içlerine kuş üzümü ve çam fıstıklarını koyarak bunu mis gibi karabiber ve zeytinyağı kokusuyla taçlandırmış, üzerine limon sıkıldığında aynı bir midye dolmasını andıran bir lezzet ortaya çıkartmış. O gün bir oturuşta bir tencere dolmayı 2 ya da 3 kişi bir çırpıda bitirmiştik. Bu kadar güzel bir lezzet olabileceği aklıma gelmemişti o an'a kadar... Hemen tarif alma aşamasına geçerek ve ilk fırsatımı bulduğumda pazarda o tezgahları artık göz ucuyla seyretmek yerine, en güzel en taze çiçekleri arama çabasına girmiştim.

Kabak çiçekleri alınmış evin yolu tutulmuştu artık. Sıra yapılma aşamasına gelmişti ki, çok uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımın sürpriz ziyareti nedeniyle, çiçekleri bir süre daha beklemeleri için buzdolabına bırakmak durumunda kalmıştım. Arkadaşım Belçika da yaşayan ve orada küçücük bir kahve dükkanı işleten, yılın belli süreleri Türkiye'yi ziyaret eden ve son bir iki sene geldiğinde görüşme fırsatı yakalayamadığım eski bir dostumdu. Kabak çiçekleri beklesin , kızcağız o kadar yoldan gelmiş, bu kısa süreyi arkadaşımla değerlendirerek geçirmek daha cazip gelmişti, daha sonra nasılsa yaparım düşüncesiyle hareket etmiştim.

Tabi bir kaç gün geçtikten sonra, sıra kabak çiçeklerini yapmaya geldiğinde, çiçeklerin yapraklarının kapandığını ve kapandıktan sonra tekrar açıp, yıkayıp, ortasındaki sarı polenli kısmını çıkartmak nasıl zormuş o an tecrübe etmiş oldum. Yıkamak tam bir saatimi belki biraz daha fazlasını aldı. İçi hazırlayıp kavurup sıra doldurma işlemine gelmişti onu da hallettikten sonra, tencereye özenle yerleştirdim ve kabak çiçeklerini pişmeye bıraktım. Tamam her şey harika, artık sadece pişmesi geriye kaldı derken deprem oldu :) Şaka gibi bir gün.. Benim için çiçekleri açmaktı, yıkamaktı derken epey bir meşakatli bir dönemden geçtikten sonra üstüne bir de deprem tuzu biberi oldu.. :) O sırada yan komşum kapıyı çalıp ''Hadi Meriç biz biraz dışarıya çıkacağız sen de evde kalma'' deyince, teklifi, o korkuyla ikiletmek gibi bir lüksüm olmadığını anladım. Ve ocağın altını kapatıp kendimi sokağa attım. Eve bir iki saat sonra geri dönmüştüm ve ocağın altını tekrar açıp pişirmeye devam ettim ki sonuç hüsran, pirinçler su da beklediği için fazla şişmiş, ikinci kez pişirince iyice dağılıp erimiş, kabak çiçeklerinden haber yok, ortaya garip bir manzara çıkmıştı... Tabi ki Meriç bundan yılar mı hiç hemen telefona sarılıp Nesli'yi aradım ve ondan, bulup bulabileceği tüm kabak çiçeklerini getirmesini istedim. Ertesi gün beraber sakin bir şekilde kabak çiçeklerini yıkadık, iç pilavını hazırladık, pişirdik. Çok kolay ve leziz olmuştu.
Ve o süreden sonra sık sık, pazarda kabak çiçeği buldukça alıp pişirdik. Sofralarda, güzel bir meze ve aperatif olan kabak çiçeği dolmasının değişik bir şeklini de size sunmak istiyoruz.


Kabak çiçeklerini yıkayıp temizledikten sonra, içleri boş bir şekilde, bir bütün yumurta ile unu çırpıp biraz da tuz ekleyip, bu karışıma bulayıp kızgın tavada ters yüz yaparak çok bekletmeden kızartabilir, yanında servis önerisi olarak sarımsaklı yoğurt ile sevdiklerinize sunabilirsiniz. Meriç



Facebook  Twitter  Pinterest  Instagram  Google+

search

          • Pasta
          • Cupcake
          • Sütlü Tatlı
          • Şerbetli Tatlı
          • Kurabiye
          • Bisküvi
          • Kekler
          • Cheesecake
          • Puding
          • Tart
          • Tartolet
          • Reçel
          • Çikolata
          • Muffin
          • Börek
          • Poğaça
          • Milföy
          • Tuzlu Kurabiye
          • Frappe
          • Meyveli Smoothie
          • Limonata
          • Sorbe
          • Likör
          • Kokteyl
          • İtalya
          • Fransa
          • Uzak Doğu
          • Meksika
          • Amerikan
          • Yunan




Gizlilik Politikası ve Kullanım Sözlesmesi  Site Haritası 

© Copyright 2018 mutfaktat.com
Her hakkı saklıdır.